Obsesif Kompulsif Bozukluk
- 28 Nis
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 14 Haz

OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk); DSM tanımına göre çoğunlukla kaygı ve strese neden olan sürekli düşünceler ile buna eşlik eden kişinin kendini yapmaktan alıkoyamadığı, kaygılandığı şeyleri önlemekle ilişkisiz veya orantısız davranış veya zihinsel eylemlerle teşhis edilir. Ülkemizde en yaygın obsesyon kompülsiyon temaları; güvenlik (Ütüyü fişten çekmiş miydim? Bu şüpheyle evden çıkamıyorum.), temizlik (Kaldırımda yanından geçtiğim kişiden bana mikrop bulamış mıdır? Kıyafetlerimi hatta çantamı derhal yıkamalıyım.), nesneler ve eylemler (Gördüğüm her araç plakasını üçer defa okumalıyım.) ve hastalık (Ya duyulmadık bir virüs kaparsam? En iyisi 7/24 cerrahi maske takayım.) olarak ifade edilebilir.
Başlangıçta obsesif düşünceler bizi giderek artan düzeyde rahatsız eder ve onları “önleyecek ve dindirecek” bir davranış olarak kompülsiyon doğar. Basit öğrenme mekanizmasıyla o kompülsif davranışın birkaç kere işe yaraması artık bu önleyici/dindirici davranışa iyice güvenmemize ve zihnimizde rasyonelleştirmemize yol açar.
Kompülsiyonlar bazen obsesif düşünceyle ilişkili ancak orantısızken (Mikrop kapmamak için ellerimizi yıkamak elbette güzeldir ancak her on dakikada bir beş defa yıkamalı mıyız?) bazen tamamen bağıntısız (Sağ ve sol adımlarım eşit sayıda olmazsa sevdiğim biri ölecek.) olabilir. Başlarda zihnimizde tekrarlayan düşüncelerin sesini kısmaya yarayan ve sakinleştiren kompülsiyon (Tüm elektronik cihazları prizden çektiğimde rahat hissediyorum, kaygım kalmıyor.) , zamanla bizi günlük yaşamdan alıkoyar ve fazlasıyla zamanımızı-emeğimizi tüketerek kendisi başlı başına zorlayıcı olmaya başlar (Derin dondurucumu prizden çekemeyeceğim için evden beş dakikadan fazla uzaklaşamıyorum.). Hatta kompülsif davranışın gerçekten korumadığı/önlemediğini kanıtlayacak şekilde kaygılandığımız durumlar gerçekleştiğinde bile kompülsif davranışa olan güvenimiz sarsılmayabilir (Hasta oldum.Belki de geçtiğimiz çarşamba akşamı ellerimi üçüncü turda biraz kısa sürede baştan savma yıkamıştım.). Çevremizdekilere göre bu düşünce ve davranışlarımız anlamlı ve gerekli gelmeyebilir (Işığı üç kere açıp kapamanın anlamı yok./ Sürekli trafik kazası ihtimalini düşünme, boşver.). Ancak bu itirazları, bizi ikna etmek yerine onlardan uzaklaşmamıza ve kendi zihnimizdeki obsesif düşüncelerle daha sıkı bağ kurmamıza yol açar (Takma kafana demek kolay, her yıl kaç ev yanıyor haberleri var mı?).
OKB bir yönüyle “kontrol hissi” ile ilişkilidir. Yaşamda bazı şeyleri kontrol edemeyiz, bazı felaketler yaşanır, bazı sevdiklerimiz zarar görebilir, bazı gündelik olaylar umduğumuz gibi gitmez. Adına ister evren ister kader ister doğal düzen diyelim, kontrolün bizde olmayabileceği durumlar insana kendini çaresiz ve güçsüz hissettirir. Zihnimiz bunu kabullenmekte ve bununla baş etmekte zorlandığında çare üretme çabasına girer ki biraz önce değindiğimiz gibi çareler her zaman rasyonel olmayabilir. Gerçekte kontrol edemeyeceğimiz olaylar karşısında kendimizce bir kontrol gücü kurarak rahatlamayı amaçlarız. Sevdiğimiz birine zarar gelmesi ihtimalinin ağırlığı karşısında, bu felaketi basitçe örneğin adımlarımızı sayarak atmakla önleyebileceksek, ilk etapta kulağa fena gelmiyordur. Oysa amacımız her şeyi kontrol etmek değil, sınırlı etki ve güç alanı olduğunun bilincinde ve bu sınırlılıkla baş edebilen zihinsel ve duygusal olgunluğu geliştirmektir.
Belki başlarda mantıklı ve mutlaka gerekli bulduğumuz, başkalarına karşı savunduğumuz hatta onlara da edinmelerini tavsiye ettiğimiz kaygılar ve davranışlar bizim için yorucu hale geldiğinde, hayatımızı işgal ettiklerinde, bizi keyif aldığımız deneyimlerden alıkoyduklarında artık bunun bir “bozukluk” olduğunu ve kurtulmanın zamanı geldiğini fark ederiz. Obsesif düşüncelerimizin ağırlığı karşısında kompülsif davranışı bir seferliğine terk etmeyi seçivermek kolay olmayabilir (Merdiven basamaklarının hepsine basmazsam ve çok çok kötü bir şey olursa?). Kaldı ki zihnimiz ve enerjimiz daima obsesif düşünceler ve kompülsif davranışların ağırlığı altında ezilirken psikolojik sağlığımızı kendi kendimize tamir edecek gücü kendimizde bulamayabiliriz. Böyle durumlarda doğru olan, profesyonel destek almaktır.